Senin başının örtülü olmasından bu devlet korkuyor anne. Kapılar sana
ve senin gibi başını örten kadınlara kapalı. Senin yüzünden okullarda
çocukların başlarını kapatacaklarından korkuyorlar. Senin yüzünden başı
açık kızların üniversiteye gidemeyeceğini düşünüyorlar. Senin ve senin
gibi başı kapalı kadınlar yüzünden bu ülkenin bir ‘İslam Cumhuriyeti’
olacağını söylüyorlar.
Babamdan değil başın kapalı olduğu için senden korkuyorlar anne!
Sen ki iki ablama tek bir gün “Başını ört” dememişsin. Sen ki 3 tane Atatürkçü aydın çocuk yetiştirmişsin, nafile…
Sen başını senden korkanların sevdiği gibi onların sözleriyle ‘Anadolu
usulü’ kapatıyorsun ama onlara bu da yetmiyor. Senin başörtünden biraz
daha farklı başlarını bağladıkları için Cumhurbaşkanı’nın eşine küfür
niyetine ‘sıkmabaş’ diyorlar. Başbakan’ın eşinin başı örtülü diye Canan
Arıtman adında bir milletvekili “Araplar gibi giyinme” diye mektup
yazabiliyor.
Ah benim öz be öz Ahıska Türkü annem bu kafatasçılar senin ve senin gibi başı örtülü kadınların Arap olduğunu zannediyorlar.
Anneciğim tek şansın üniversite çağını geçmiş olman. Bir de üniversite
çağında olsaydın tarihin yüzkarası ‘utanç odaları’na alacaklardı seni.
İkna olmazsan türlü şaklabanlıklar yapmaya zorlayacaklardı.
Boneyle, perukla, şapkayla girebilecektin bu ülkenin üniversitesine.
Bitirdikten sonra ise yallah evine…
Emekli asker babamın komutanları başı örtülü bir kadın ile yan yana gelmeyi kendilerine hakaret sayıyorlar.
Sana bu kamusal alanlarda yer yok, ağlama anne üzme beni…
Sana bunları anlattığımda savaşı kaybetmiş yenik bir komutanın titreyen sesiyle “Canları sağolsun” diyorsun ya..
Benim bu hoyrat adamlar karşısında canım hiç sağ olmuyor anne.
Başının örtüsü yüzünden biz çocuklarının yanlış anlaşılacağını düşündün durdun bunca yıl. Gizli gizli utandın…
Hiç utanma anne.
Senden korkanlar, utananlar utansın.
Devlet ana seni ve senin gibileri başınız kapalı diye sevmese de ben severim.
Sen benim anamsın.


Hatırlarsanız Gülben Ergen referandum öncesi “Endişelerim var” demiş,
Abdullah Gül’ün oğlu da “Endişelerinizi açıklar mısınız” demişti. Daha
Gülben endişeleri açıklayamadan yıllardır çağrıldığı resepsiyona bu yıl
davet edilmemiş. Bak sen şu Ahmet Sever’in işine! Gülben’e en azından
bir dahaki yıl resepsiyona çağrılması için yapması gerekenleri
yazıyorum.
Bir dahaki referandumda oyunu ‘evet’ olarak ilan ediyorsun.
Başbakan veya Cumhurbaşkanı iftar verince kaçırmıyorsun.
First lady’lerin bağış organizasyonlarına katılmak şart. Artık bahtına
First lady’e eşlik edeceğin dış seyahat piyangosu Pakistan’a da
çıkabilir, Brüksel’e de…
AKP il örgütleri konsere çağırınca koşulsuz gidiyorsun.
Türkân Saylan’a özenip okul açmak mı? Delirdin sen herhalde kuzum! Doğru Nadire İçkale ile umreye (bir kez yetmez ama unutma).

Dün resmi olarak ben de tattım. Beşiktaş Adliyesi’ne çağrıldım. Hanefi
Avcı’dan çıktığı iddia edilen dinleme kayıtlarım dinletildi. “Şikâyetçi
misin” diye sordu savcı. “Şikâyetçiyim” dedim. Ama Hanefi Avcı’dan
şikâyetçi değilim. Bırakın Türkiye’yi dünyada beni dinlemeyecek bir adam
varsa o da Hanefi Avcı’dır. Ben dinlenildiğim için ne kadar mağdursam,
“O kasetler benim değil, benim üzerime atıyorlar” diyen Hanefi Avcı da o
kadar mağdurdur. Yine de bu benim dinlenildiğim gerçeğini
değiştirmiyor. Beni her kim izinsiz dinlediyse asıl o bulunsun. Bu gizli
dinlemeleri yıllardır kim sakladıysa o cezalandırılsın. Ama yetmez asıl
önemlisi bu kasetleri önümüzdeki günlerde basına sızarsa -ki bir kısmı
şimdiden sızmaya başladı- o kasetleri sızdıran da yayımlayan da
yargılansın. Bir tek kendi adıma değil tüm mağdurlar adına bunun
takipçisi olacağım.

Geçen gün ‘beyler’ diye başlayan yazıma, bazı bayanlar “Bu ne biçim üslup” diye isyan etmişler. Haklılar,
özür dilerim.
Bu ‘beyler’ lafı ara sıra baktığım ‘inci sözlük’ten dilime dolandı.
Biliyorum çok küfürbazlar, haklısınız akılları fikirleri sekste,
anketlere saldırıları tam bir hergelelik, hatta aralarında liseliler
bile var (!) ama lanet olsun çok fırlama ve çok komikler...