PEYGAMBERİMİZ
(SAV) DÖNEMİNDEKİ GİBİ BİR BİRLİK
Avrupa Devletlerinin kurmuş oldukları birlik; dahil olan her
ülkenin ayrı ayrı kendi geleneklerini, kendi yönetim anlayışlarını ve kendi
ulusal bağımsızlıklarını koruyarak birlikte siyaset, ekonomi, kültür
konularında iş yürütmeleri ve her birinin bu konularda söz sahibi olmaları ile
oluşan birliktir. Avrupa devletleri adına ortak hareket eden, bir yasama ve
yürütme organı vardır. Burada Avrupa adına kararlar bütün ülkelerin katılımıyla
alınır ve uygulanır.
Aynı bu şekilde İslam Devletlerinin katılımıyla bir birlik
oluşturulmalıdır. Bu birliğe dahil olan
ülkeler, kendi ulusal bağımsızlıklarına ve kendi geleneklerini sürdürme özgürlüğüne
sahip olmalıdır. Kurulacak olan bu birliğin ortak görüşler etrafında
toplanmasına ve alınan kararların bir yaptırım gücüne sahip olabilmesi için
yasama ve yürütme organlarına sahip olması gerekir. Buradaki amaç; devletlerin
ortak bir görüş birliğinde olması ve ortak bir vizyonun olmasıdır.
İslam Devletleri için çok aciliyetli olan İslam Birliği, gerektiğinde değişen
siyasi durumlara uyum gösterebilecek olan ileri görüşlülük ve gerekli esnekliğe
sahip olmalıdır. Dünyada gelişen olaylar karşısında yalnızca kınamakla,
acımakla ve görüşünü söyleyerek ortadan çekilmekle bir çözüme ulaşılamadığı çok
açıktır. Bunların yerine gerekli olan çok aktif ve gerektiğinde duruma el
koyabilen bir merkezin olması şarttır. Bu merkez şüphesiz ki İslam Birliğidir. Bu
Birlik gerektiğinde, birliğe dahil olan bütün devletlerin haklarını koruyan ve
sürekli olarak takipçi olan bir birlik olmalıdır. İslam Birliği aynı zamanda,
çok tarafsız bir görüşe sahip olmalı, bütün İslam Devletlerinin haklarını ve
isteklerini değerlendirmek zorunda olmalıdır. İslam dünyasını her açıdan
kalkındıracak olan İslam Birliği, Müslümanların diğer ülkelerden gelebilecek olan
baskılara karşı korumalı, İslam Devletleri arasındaki anlaşmazlıkları ve çatışmaları
düzeltebilecek bir güce sahip olmalıdır.
İslam Birliği, İslam’ın özünü kavramış ve Kuran ahlakını tam
olarak yaşayan bir birliktir. Dolayısıyla İslam Birliği, Müslüman ülkeleri tek
yumruk yapabilecek ve Müslümanları diğer ülkelerle de bütünleştirebilecek bir
güce, insanların haklarına ve değerlerine saygılı, tam demokratik bir görüşe ve
çağdaş fikirleri değerlendirme olanağına sahip olmalıdır. Bütün bunlar Allah’ın
Kuran’da emrettiği hükümlerdir.
İslam ülkelerinin birleşerek böylesine akılcı, ileri görüşlü ve adaletli bir
birlik oluşturması, bugün baskı ve zulüm altında yaşayan, bazılarını naklen
seyrettiğimiz Müslümanların da kesin kurtuluşu olacaktır, Allah’ın izniyle. Bu
birlik, yalnızca zor şartlar altında yaşayan Müslümanlar için değil, bütün
insanlar için gerekli olan bir birliktir.
Kuran ahlakının yeryüzüne hakim olmasını sağlayacak olan bu
birlik, tüm dünyaya gerçek adaletin, gerçek hoşgörünün, güvenliğin, huzurun,
kısacası güzel ahlakın hakim olmasına vesile olacaktır.
Peygamber Efendimiz (sav)’in döneminden sonra, Müslümanlar tüm
dünyada ses getirecek, bilim, sanat, kültür ve medeniyet alanında çok güzel
eserler ortaya koymuşlardır. Henüz Avrupa Devletleri dahi gelişme yolunda yavaş
ilerlerken, Müslüman bilim adamları ve sanatçıları, dünyaya sanatı ve bilimi
öğretmişlerdir. Matematik, tıp, dekorasyon, mimari konularda günümüze kadar ünü
yayılmış olan eserler ortaya koymuşlardır. Geçmişte yaşanmış olan Müslümanların
bu yükselişinin bugün de yaşanmaması için hiçbir engel yoktur. Kuran’ın
ışığında Müslümanların geçmişteki gibi bir yükselişe geçmek için çaba
göstermeleri ve İslam Birliği’ni Allah’ın izniyle kurmaları gerekmektedir.