MHP direğe vuracak

Araştırma şirketi Konda’nın Genel Müdürü Bekir Ağırdır’a göre, MHP baraj altında kalabilir: MHP direğe vuracak bir kere. İçeriye mi düşer, dışarıya mı düşer belli değil

 "12 Haziran’da MHP direğe vuracak. Direkten içeriye mi düşer, dışarıya mı belli değil. Oyu 9.5 da olabilir, yüzde 10.5 da. Ama MHP’nin oyu yüzde 15 değil. MHP’nin baraj riski altı aydır var"

"MHP’de bir grup, “niye milliyetçilik, devletin demokratikleşmesine karşı olsun? Milliyetçiliği yeniden tanımlamalıyız. Eski Türkçü milliyetçi yorumla Kürt yurttaşlarıı ne yapacağız” diyor"

"300 trilyonluk kampanyalarla liderlerden seçmene, Makarna reklamı yapar gibi direkt pazarlama yapılıyor. Seçmen uzaydan boşluğa fırlatılmış gibi Sanki bunlar Alevi, Kürt değil, toplu sorunları yok"

NEDEN BEKİR AĞIRDIR? Kamuoyu araştırma şirketlerinin siyasi partilerin oy oranlarıyla ilgili neredeyse tıpa tıp sonuçlar çıkardığı tuhaf bir seçim döneminden geçiyoruz. Bu seçimde kimin iktidar olacağı, hükümeti kimin kuracağı belli. Bu yüzden de 12 Haziran genel seçiminin tek heyecanı MHP. Barajı geçecek mi geçmeyecek mi, bir tek onun durumu tehlikeli. Aslında bu seçim, siyasi partilerin birbiriyle yarışmasından çok kendi iç yarışlarının yaşandığı bir süreç. Nitekim 12 Haziran’dan sonra CHP’nin de, MHP’nin de içi epeyce karışacak, muhalif gruplar birbiriyle çatışacak. Bekir Ağırdır’ın da söylediği gibi, s bu seçimin arkasından partiler için kavgalı kurultaylar, kongreler dönemi başlayacak. Zaten bu çatışmanın işaretleri, MHP için şimdiden kasetlerle geldi bile. Biz de yaptığı kamuoyu yoklamalarıyla siyaseti, seçmeni ve Türkiye toplumunu çok yakından izleyen Konda’nın Genel Müdürü yılların araştırmacısı Bekir Ağırdır’a MHP’yle ilgili ardı ardına ortaya çıkan gayrimeşru kasetlerin milliyetçi seçmenin tercihini nasıl etkilediğini, MHP’nin içinde neler yaşandığını, AKP’nin milliyetçi söyleminin MHP tabanını nasıl etkilediğini, MHP’nin bu seçimdeki bıçak sırtı durumunu, Türkiye’deki siyasi ahlakı, Başbakan’ın kasetlerle ilgili ahlak ve özel hayat tarifinin neye tekabül ettiğini, böyle bir ahlak ve özel hayat yaklaşımının Türkiye’yi ileriye taşıyıp taşıyamayacağını, Türkiye toplumunun ahlak tanımını, toplumdaki muhafazakarlığı ve bu muhafazakarlığın kökenlerini, siyasetteki karşılığını, AKP’nin geliştirdiği muhafazakârlıkla evrensel insan haklarının çatışıp çatışmayacağını, siyasi partilerin şu andaki oy durumlarını, bu oy dağılımının seçimlere kadar değişip değişmeyeceğini sorduk ve muhteşem tespitler içeren çok çarpıcı cevaplar aldık.

MHP’yle ilgili kasetler ardı ardına ortaya çıkıyor. Bu kasetler seçmenlerin tercihini etkiliyor mu?

Az etkiliyor. Yani bu kasetler, MHP’nin oyunu yarıya düşürür ya da artırır gibi bir durum yok ortada. Ayrıca MHP’nin “baraj riski” meselesi bu kasetlerden çok önceden beri, altı aydır var.

MHP baraj altında kalabilir mi? MHP’nin yüzde 10 seçim barajını geçememe riski büyük mü?

MHP direğe vuracak bir kere. Direkten içeriye mi düşer, dışarıya mı düşer belli değil. Oyu 9.5 da olabilir, yüzde 10.5 da olabilir. Ama MHP’nin oyu yüzde 15 değil.

Devlet Bahçeli’nin MHP’nin üst yönetiminde bulunan yakın çevresiyle ilgili kasetler eğer MHP’nin oyunu çok etkilemiyorsa, bu kasetler neyi etkiliyor? MHP’nin içini mi etkiliyor?

Kim yayınlamış olursa olsun, Ülkücü kadrolar arasındaki gerilimi artıracak bu kasetler. MHP içindeki çatlak büyüyecek. MHP, barajı geçse de geçmese de, seçimden sonra bu işin bir kurultay kavgasına dönüşeceği çok açık. O kurultay kavgası, sadece bir kadro değişikliği mi getirecek yoksa milliyetçiliğin yeni yorumunu da kapsayıp MHP’deki bir ideolojik tartışmayı mı sonuçlandıracak, henüz belli değil. Kamuoyu, sadece CHP’nin yenilenmesiyle meşgul ama aynı tartışma birkaç yıldır MHP’nin içinde de var.

MHP içindeki tartışma nedir?

Birkaç yıldır, MHP’nin Ülkücü kadrolarında MHP’nin milliyetçiliğiyle ilgili bir gerilim yaşanıyor. Bu gerilim, 12 Eylül Anayasa Referandumu’nda üst noktaya vardı ve referandumda “hayır” denmesi MHP için kırılma noktası oldu. Birinci grubu eski, dar milliyetçiler, ikinci grubu da MHP’nin milliyetçilik yorumunun yenilenmesini isteyenler oluşturuyor. Nitekim bu tartışma yüzünden, akademisyen Vedat Bilgin, Ankara Belediye başkan adayı Mansur Yavaş gibi isimler seçim sürecinden önce MHP’den ayrıldılar.

Bu grup ne istiyor?

Bu grup, “Niçin milliyetçilik, devletin demokratikleşmesine karşı olsun? Bu ülkenin Kürt meselesi diye bir problemi var. Biz yola, eski, dar, Türkçü milliyetçi yorumla devam edeceksek, o zaman bu kadar Kürt yurttaşı ne yapacağız? Onlara ne cevap üreteceğiz? MHP’nin milliyetçiliği yeniden yorumlaması lazım” diyorlar. Milliyetçiliğin demokratikleşmesidir bu. Bu bakımdan son kaset olayları, Ülkücü kadrolardaki gerilimi, çatlağı büyütür.

Peki seçmen ne diyor? Seçmen, bu kasetleri özel hayata saldırı olarak mı görüyor yoksa gizli çekim yapılmasını doğal mı karşılıyor?

Doğal karşılamıyorlardır. Çünkü biz, araştırmalarımızda internet yararlı mı, zararlı mı diye sorduğumuzda, yararlı diyenle zararlı diyen neredeyse eşit oranda çıkıyor. Bizim entelektüeller, Türkiye’deki ahlak talebini ıskalıyorlar. Oysa ahlak talebi, bu ülkede ciddi bir meseledir ve bu talep, sadece toplumun muhafazakarlığından ötürü de değildir.

Ahlak talebinin nedeni nedir?

Bakın... Bu ülkede insanların dörtte biri hukuka güvenmiyor. Yine insanların dörtte biri, ülkenin sorunlarının siyaset yoluyla çözüleceğine inanmıyor. “Böyle gelmiş, böyle gider” diyor. Bu ülkede insanların dörtte biri üniversite eğitimine ve sınavına güvenmiyor. Demem şu ki, toplumun dörtte birinin, bu ülkede var olan toplumsal yapılarla, hukukla ve siyasetle sorunu var. Eğer ortada hukuk yoksa, toplumsal dayanışma yapıları, düzenleri yoksa, içine düşülen boşluğu düşünün...

O zaman toplum ne yapıyor?

Hayatın dışında kalmamak için ahlaki referanslarla kendini bir yere bağlamaya çalışıyor. Örneğin, Sivas’ta bir vatandaş kızını İstanbul’a okumaya gönderecek. Eğer kızının kalabileceği sağlıklı, düzgün yurtlar, burs düzeni yoksa, hukuk da yoksa, o zaman kızını, ahlaki referansları öğretip üniversiteye göndermeye çalışıyor. Bunun için de kızını Kuran kursuna, İmam Hatip’e gönderiyor. Ya da “başı örtülsün, üniversiteye öyle gitsin” diyor. Biz araştırmalarımızda gördük. Türkiye’de Kuran kursu talebi, büyük oranda din öğrenme talebi değildir. Kuran kursu talebi, çocukların korunması, ahlaki referansları edinmesi talebidir. Mesela bir, iki araştırmada tekrarladığımız bir sorumuz var. Yaz tatilinde bütün kurslar ücretsiz olsa, hangisine gönderirsiniz diye... Kız ve erkek çocuk için de birinci tercih yabancı dil kursu çıkıyor. Kuran kursu ikinci sırada geliyor.

Niye?

Çünkü ailenin, yabancı dil kursuyla ilgili bir umudu var. 


16 Mayıs 2011 12:19:05


Haberi Yayınla
facebook furl linkibol digg del.icio.us yumiyum oyyla bagcik technorati twitter ffeed
 YORUMLAR ( 1 )
Yorum Yaz | Yazdır


1 2 3 4 5
1
1
En Başarılı Trabzonsporlu Oyuncu Sizce Hangisidir?

Burak Yılmaz
Tolga Zengin
Colman
Halil Altıntop

ÜYE GİRİŞ
Şifremi Unuttum?
Yeni Üye Ol!
Ana Sayfa Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |  Haber Akışı |  Reklam |  Künye |  Bizi Tanıyın |   Üye Ol |   Üye Girişi |  Bize Yazın |  Ziyaretçi Mesajları |  Yorumları Oku
Copyright 2007-2010 vakfikebir.com.tr Tüm Hakkı Saklıdır.